İşletme Dönemi Gider ve Gelirleri



 

Fizibilite etüdü sonucu tasarlanan proje gerçekleştirilip tesis mal ya da hizmet üretmeye başladıktan sonra işletme dönemi boyunca kullanılan girdiler ve üretilen çıktılar, birim maliyetler, satış fiyatları, kar marjları, yıllık gelirler ve kar-zarar üzerinde durulmalıdır. 

 

Üretilecek mal ya da hizmetler için yapılacak harcamalar ile bunların satışlarından sağlanacak gelirlerin karşılaştırılması sonunda olumlu bir kalıntıyı elde etmek, yani kar sağlamak, yatırım kararının hemen hemen tek amacıdır. Onun için, işletme dönemi giderlerinin proje aşamasında çok titiz bir şekilde incelenmesi, tahmin edilmesi ve hesaplanması gerekmektedir.
 

İşletme döneminden kasıt, işletme için gerekli girdilerin sağlanması ve fiili üretim ile başlayan projenin faydalı ömrüdür. Faydalı ömür ise teknik ve ekonomik faydalı ömür olarak ikiye ayrılır. Projecilikte önemli olan ekonomik ömürdür. Ekonomik ömür projenin karlı bir şekilde faaliyetlerini sürdürdüğü dönemdir.
 

Tesis işletmeye alındıktan sonra yaratacağı fonların hesaplanması için işletme dönemi giderlerinin belirlenmiş olması gerekmektedir. Projecilik açısından işletme dönemi giderleri, proje ya da yatırım konusu tesiste üretimi planlanan mal ya da hizmetlerin maliyetini oluşturan harcamalardır. Nakit akım tabloları hazırlanırken işletme dönemi gelir ve giderleri yıllık dilimler halinde gösterilir. EK-C4’de verilen işletme dönemi giderleri belli bir dönemde proje konusu mal ve hizmetin üretilmesi, stoklanması, satılması ve işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için yapılan harcamalardan sabit kıymet alımı için kullanılanlar çıkarıldığında kalan toplam olarak tanımlanabilir.
 

İşletme dönemi giderlerinin hesaplanması sonucunda proje konusu olan mal veya hizmetin tesis (fabrika), işletme, üretim ve ticari (satış) maliyeti bulunur. İşletme dönemi giderleri ve gelirleri karşılaştırılarak işletmenin brüt karını hesaplamak mümkün hale gelmektedir. Brüt kar, işletme gelirlerinden (satış hasılatı) işletme giderleri, amortisman, faizler ile paketleme, pazarlama ve satış giderlerinin çıkarılması ile bulunur. Ayrıca, projede devletçe sağlanan bir destek varsa, bu da brüt kardan çıkarılır ve vergi matrahı hesaplanır. Daha sonra brüt kardan hesaplanan kurumlar vergisi, stopaj ve diğer kesintiler düşülerek “vergi sonrası kar (kullanılabilir net kar)” elde edilir.
 

İşletme dönemi giderleri için amortismana konu olmazlar. Buna karşılık sabit varlıklar zaman içinde aşınırlar. Bu aşınmalar amortismana tabi tutularak sabit varlığın değeri zaman içinde azaltılır. Projenin üretim maliyetini oluşturan kalemler içinde yer alan amortisman, finansal nakit akımı tablolarında pozitif bir değer (proje fonu) olarak görülür. Karlılık hesaplamaları sırasında vergi öncesi kardan düşülen amortisman şirketlerin ödeyeceği vergi miktarını etkiler. Amortisman hesaplanmasında uygulanan yöntemler ödenecek vergileri etkileyerek projenin ticari karlılığını değiştirebilirler.


 

Amortisman hesaplanmasında kullanılan yöntemlerden bazıları şunlardır:

1. Sabit olarak yıllara dağıtma : Bu yöntemde toplam sabit sermaye projenin ekonomik ömrüne bölünerek her yıl için ayrılacak amortisman değeri hesaplanır.

2. Sabit olarak yıllara dağıtma ve hurda değer : Bu yöntemde yukarıdaki yöntemden farklı olarak projenin ekonomik ömrü sonundaki hurda değeri hesaplanarak sabit sermaye yatırımından düşülür. Kalan değer sabit olarak yıllara dağıtılır.

3.Hızlandırılmış amortisman : Bu yöntemde amortismanlar projenin ilk yıllarında fazla olarak hesaplanır ve son yıllara doğru gidildikçe düşer.

 

Arazi bedeli ve işletme sermayesi amortismana dahil edilmeyen kalemler olup projenin son yılında artık değer olarak göz önüne alınırlar.  

 

İşletme giderleri, üretim kapasitesi ile bağıntıları açısından “Sabit”, “Değişken”, “Yarı Değişken” olmak üzere üç grupta toplanır.  

 

Üretim hacmi ile bağlantılı olmaksızın kısa dönemde sabit kalan giderlere “Sabit” ya da “Değişmeyen”; üretim kapasitesi ile aynı yönde ve oranda azalan ya da çoğalan giderlere “Değişken”; üretim hacmi ile aynı yönde değişmekle birlikte, değişme oranı üretim miktarındaki değişmeden farklı olan giderlere ise “Yarı Değişken” giderler denilmektedir. Yarı değişken giderlerin bu özelliği, giderin bir kısmının değişmeyen nitelik taşımasından ileri gelmektedir; sabit kalan kısmın büyüklüğü projeden projeye geniş ölçüde değişmektedir.  

 

Yukarıdaki gruplandırma projeden projeye değişebileceği için kesin değildir. Proje hazırlamada kolaylık bakımından, özelliği olan projeler dışında; hammadde, yardımcı madde, işletme malzemesi, yakıt, enerji, su, lisans ve satış giderleri değişken giderler olarak alınabilirken, bunların dışında kalan gider kalemleri (işçilik ve personel giderleri, genel giderler ve dönemsel bakım-onarım giderleri vb.) sabit giderler olarak alınabilir. 

 

İşletme giderleri sabit, değişken ve yarı değişken nitelikleri göz önünde bulundurularak tesisin tam kapasiteye ulaşmadan önceki yılları ve tam kapasitede çalışacağı yıllar için hesaplanır.  

İşletme dönemi gelirlerinin (üretilecek mal ya da hizmetin satılması ile elde edilecek hasılat) belirlenmesinde en önemli iki faktör satış miktarı ve satış fiyatıdır. Bu iki unsur arasında bir etkileşim bulunmaktadır. İktisat teorisi bir mala olan talep miktarı ile o malın fiyatı arasında ilişki kurar. Bir malın fiyatı arttıkça o mala olan talep azalır. Firmanın faaliyet gösterdiği piyasanın yapısına (tam rekabet, oligopol, tekel, tekelci rekabet) bağlı olarak projenin gelecekte ne miktarda mal veya hizmet arz edeceği ve bu mal veya hizmetin nasıl fiyatlandırılacağı tahmin edilmelidir. Bu çalışmalar esnasında talebin fiyat esnekliği önemli bir yere sahiptir. Örneğin, fiyat esnekliği yüksek olan bir ürünün fiyatı bir birim düşürülürse, bu ürüne olan talep bir birimden fazla yükselecek, bunun sonucunda ise toplam gelirler (fiyat´ satış miktarı) artacaktır.  

 

Bir piyasanın yapısını belirleyen en önemli unsur o piyasada fiyatın nasıl ve kim tarafından oluşturulduğudur. Tam rekabet piyasasında fiyatı ne belli üreticiler ne de belli tüketiciler belirleyebilmektedir. Bu tür piyasalarda fiyat veri alınır ve yapılacak ürün veya hizmet arzının fiyatı etkilemeyeceği varsayılır. Oysa, tekelci piyasalarda firma ürün arzını kontrol ederek fiyatı belirleme konumundadır. Projenin nasıl bir piyasa yapısı içinde faaliyet göstereceği ve proje büyüklüğü bu bakımdan önem taşımaktadır.  

 

Fiyatı ve satış miktarını etkileyen bütün unsurlar (pazarlama organizasyonu ve becerisi dahil) analiz edilerek geleceğe dönük gerçekçi tahminler yapılmalı ve satış gelirleri bu tahminlere dayalı olarak üretilmelidir. Daha önce sözü edilen piyasa araştırmasının sonuçları bu çerçevede büyük önem kazanır. Fiyatlandırma stratejisi, fiyat farklılaştırma imkanları, v.b konular bu çerçevede ele alınır.  

Özet olarak işletme gelirleri hesaplanırken ürün ve varsa yan ürünler için göz önüne alınması ve incelenmesi gereken hususlar şunlardır:

Ayrıca, değişik kapasite kullanım oranlarında yapılacak hesaplamalar sonucunda işletmenin hangi kapasite kullanım düzeyinde giderlerini gelirleri ile eşitlediği ortaya konabilir. Bu eşitliği sağlayan kapasite kullanım oranına başabaş noktası ya da kara geçiş noktası denir.