Muhasebe Temel Denklemi

 

Muhasebe temel denklemi yada eşitliği denildiğinde bilanço kavramını ele almak gerekir. Bilanço, Latince denge anlamına gelen bir sözcükten gelmektedir. Bu tablo işletmenin varlıkları ile bu varlıkların elde edilebilmesi için kullanılan kaynakları gösteren muhasebe temel eşitliğini gösterir.

 

Bir kişinin servetini yada bir işletmenin sermayesini hesaplayabilmek için varlıklardan borçların düşülmesi gerekir. Yani;

 

Varlıklar – Borçlar = Sermaye  veya

Varlıklar = Borçlar + Sermaye

 

eşitliği ortaya çıkacaktır. Bu eşitliğe muhasebe temel denklemi yada bilanço temel eşitliği denir. Eşitliğin sol tarafı varlıkları gösterirken, sağ tarafı ise bu varlıkların sermaye koyma ya da borçlanma yolu ile karşılandığını gösterir.

 

Bilanço yukarıda ifade edilen eşitliğin şematize edilmiş halinden başka bir şey değildir. Bu şema, yaygın kullanımı ile T şeklinde bir çizelge ile gösterilmektedir. Bu çizelgenin sol tarafı aynı zamanda eşitliğin de sol tarafını gösterir ve “aktif” olarak, sağ tarafı ise “pasif” olarak adlandırılır.

 

Varlıklar işletmenin sahip olduğu tüm maddi ve maddi olmayan varlıklar ile alacaklar gibi diğer kıymetlerden oluşurken, sol tarafta bulunan sermaye; işletme sahibi ya da sahiplerinin işletmeye sermaye olarak verdiği değerlerden doğan haklarını, borçlar kısmı ise işletmenin ortakları veya sahipleri dışındaki 3. kişilerin haklarını gösterir.

 

Muhasebe temel eşitliği, mali olaylardan çeşitli şekillerde etkilenir, ancak eşitlik hiçbir zaman bozulmaz. Bilançoyu oluşturan hesaplar kendi içerisinde tutarsal olarak yer değiştirirler. Ancak bu durum yukarıda eşitliğin sağ ve sol tarafında bulunan hesap grupları için geçerlidir ve bu türden hesaplara “bilanço hesapları” denilmektedir. Ancak mali olaylar sadece bilanço hesaplarını etkilemez. İşletmenin yaptığı işlemlerden bazıları, dışarıdan işletmeye bir kaynak akımına, bazıları da işletmeden dışarıya bir kaynak akımına neden olabilir. Öz kaynağı arttıran akımlara “gelir”, azaltan akımlara da “gider” denir. Her gelir ve gider yaratan işlem ile sermaye hesabının azaltılıp çoğaltılması pratik olmaktan uzak olacağından ve analizi zorlaştıracağından dolayı, özsermayedeki artışları izlemek üzere gelir hesapları, azalışları da izlemek üzere gider hesapları kullanılır. Bu hesaplar dönem sonunda kar veya zarar hesaplarına devredilerek kapatılacağından dolayı, bu türden hesaplara “sonuç hesapları” yada “gelir tablosu hesapları” adı da verilmektedir.

  

Hergün bir çok kıymet hareketinin söz konusu olduğu işletmelerde, bu işlemler nedeniyle tablolar yapılması pratik olmayacak ve muhasebeden beklenen faydanın sağlanamamasına yol açacaktır. Aynı zamanda her kıymet hareketinde değişikliğe uğramayan kalemlerin de işleme tabi tutulması, gereksiz tekrarlara yol açacaktır. Bunun yerine mali olayların sadece ilgili kıymetler üzerindeki değişikliğinin izlenmesi ve sadece değişikliklerin neden olduğu farkların bilanço çizelgesine aktarılması faydalı olacaktır. İşte aynı nitelikteki işlemlerin üzerinde toplandığı bu çizelgelere “hesap” adı verilmektedir.

 

Hesaplar ilgili bulunduğu varlık ya da kaynak hesabında meydana gelen artışların bir yana, azalışların diğer yana yazılması için iyi yanlı bir çizelge olarak kullanılmaktadır. Çizelgenin iki yanındaki işlemlerin toplamları arasındaki fark ise bilançoya aktarılır.

 

Bir hesabın sol tarafına “borçlu”, sağ tarafına ise “alacaklı” taraf adı verilir. Hesapların borç tarafı toplamının, alacak tarafı toplamından büyük olması halinde, hesabın borç bakiyesine sahip olduğu, tersi durumda ise alacak bakiyesine sahip olduğu söylenir.

 

Bir hesap borç tarafından artar ise diğer taraf olan alacak tarafından azalır. Aynı taraftan artış ve azalış olması mümkün değildir. Hesapta artışın, sağ ya da sol taraftan yani borç ya da alacak tarafından olacağını, o hesabın temel muhasebe eşitliğindeki yeri gösterir. Yani bir hesap eşitliğin sol tarafında ise yani varlık hesabı niteliğinde ise, eşitliğin sol tarafında olmasından dolayı artışlarda hesabın sol tarafından, yani borç tarafından gerçekleşir. Dolayısıyla diğer taraftan ise azalır. Buna karşın bir hesap eşitliğin sağ tarafında ise yani sermaye ya da borç niteliğinde bir hesap ise artışlar hesabın sağ tarafından yani alacak tarafından meydana gelir. Dolayısıyla borç tarafından ise azalır.

 

Gider hesapları ve gelir hesapları içinde yukarıda ifade edilen kurallar geçerlidir denilebilir. Gider hesapları eşitliğin sağ tarafında bulunan sermaye hesabında azalış yaratacağından ve sermaye hesabı da borç tarafından azalacağından dolayı, gider hesapları her zaman borç tarafından artış gösterecektir. Gelir hesapları ise sermaye hesabında artış yaratacağından ve sermaye hesabı da alacak tarafından artacağından dolayı, gelir hesapları her zamana alacak tarafından artış gösterecektir. Ancak gelir ve gider hesapları düzeltmeler dışında hiçbir zaman azalış yönünde değişiklik göstermeyecektir. Sadece dönem sonunda kar veya zarar hesaplarına devredilirken kapatabilmek amacıyla azalış tarafından işlem görecektir.

 

Hesaplar her zaman artış gösterdikleri tarafta bakiye vereceğinden dolayı, varlık hesapları her zaman borç bakiyesi, sermaye ve borç hesapları ise her zaman alacak bakiyesi vermek zorundadır. Giderler de benzer şekilde, dönem sonuna kadar her zaman borç bakiyesi, gelir hesapları da alacak bakiyesi vermelidir. Aksi bir durum hesapların işleyişinde hata yapılmış olduğunu gösterecektir.